Eltutan MARKA PATENT TESCİL


Tüm Haberler

Haberler

Stop
Play

Üye Girişi



Eltutan Patent | Slogan Tescil | Barkod Al | Marka Kontrol | Marka Borsasi | Online Marka | Usta Patent | Eltutan | Marka Patent Davasi | Turkish Patent | Marka Patent | Kalite

rss http://eltutanpatent.com/ Fri, 28 Jul 2017 12:51:44 GMT FeedCreator 1.8.0-dev ([email protected]) 2 ton ağırlık taşıyan mikro robot http://eltutanpatent.com/haberler/2-ton-ağırlık-taşıyan-mikro-robot Mikro robotlar 2 tonluk aracı çekti

Toplam ağırlıkları 100 gramı geçmeyen 6 adet mikro robot, 1800 kilogram ağırlığındaki bir arabayı hareket ettirmeyi başardı.

Stanford Üniversitesi Biyomimetik Araştırma Laboratuvarında bir grup araştırmacı kendi ağırlıklarının yüzlerce kat fazlasını çekebilen mikro robotlar tasarladı. Robotların ağır nesneleri çekebilmesine olanak sağlayan teknoloji, yüzeylere tutunma kabiliyetleri ile ünlü geko türü kertenkelelerden ilham alıyor.

Geko kertenkelelerinin ayak tabanlarının özel yapısı, pürüzsüz dikey yüzeylerde bile ilerlemelerine olanak sağlayarak araştırmacılar için her zaman ilham verici olmuştur. MicroTugs adı verilen yeni tür mikro robotlarda ise araştırmacılar geko kertenkelelerinin ayaklarının özel yapısını takım çalışması konusunda en iddialı canlıların, karıncaların davranışları ile birleştirmeyi hedeflemiş. Ortaya çıkan ürün ise araştırmacıların deyimiyle mikro robotların küçük dünyası ile tezat oluşturarak onları insan seviyesinde etki gösterebilen makinelere dönüştürüyor.

Projenin yürütücülerinden David Christensen yapılan işi "Takım dinamiklerini göz önünde bulundurarak, yalnızca birey olarak değil; karıncalar gibi her biri ayrı ayrı süper güçlü olan bireylerden birlikte çalışabilen bir takım oluşturmak" şeklinde özetliyor.

Mikro robotların hem yatay yüzeylerde hem de dikey yüzeylerde çalışabilen iki farklı türü mevcut. Dikey cam yüzeylerde çalışabilen 9 gram ağırlığındaki robotların her biri yaklaşık 1 kilogram ağırlığı taşıyabiliyor. Christensen'e göre bu, bir fil taşıyarak bir gökdelene tırmanmaya eş. 12 gram ağırlığa sahip yer tipi olanların ise altısı bir araya gelip iki tonluk bir arabayı çekebiliyor.

Yatay yüzeylerde çalışan robotlar, basitçe, ilerlemeyi sağlayan bir çift tekerlek ve tutunmalarını sağlayan yapışkan bir tabana sahip. Çekilecek nesne robota bir ip ile bağlanıyor. Tekerlekleri yardımı ile yeterli mesafeyi kat eden robot tekerleklerini havaya kaldırarak yapışkan tabanı ile zemine tutunuyor, ardından gövdesinde yer alan bir makara ipi sararak cismi bir miktar çekiyor. Tekerleklerin tekrar devreye girmesi ile robot zeminden ayrılıp bir miktar daha ilerleyerek aynı işlemi tekrar ediyor. Bu sayede robot ve nesne adım adım ilerlemiş oluyor. Dikey yüzeylerde ise tekerlekler yerine robotlar birbirinden ayrı iki yapışkan ayağı birbiri ardına yüzeye tutturarak ilerliyor.

Geliştirilen teknoloji ile daha büyük robotların bir gün çok ağır nesneleri şantiyelerde veya afet bölgelerinde taşıyabileceği öngörülüyor. MicroTugs projesi mayıs ayında Stockholm'de düzenlenecek Uluslararası Robotik ve Otomasyon Konferansı'nda (ICRA) tanıtılacak.

 

Patent Tescil Yorum: Mikro robot teknolojisi insanlık için çığır açacak bir alan (Marka Vekili Murat Eltutan)

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 16 Dec 2016 11:48:25 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/2-ton-ağırlık-taşıyan-mikro-robot
Bu meslekler robotlaşacak http://eltutanpatent.com/haberler/bu-meslekler-robotlaşacak Robotlaşacak 19 iş kolu

Robotlar ve botlar bugün çok daha yetenekli. Öyle ki, yakın gelecekte iş yaşamına entegre olabilecek ve birçok iş kolunu dönüştürebilecek. Bununla ilgili yayınlanan bir makale, korkulanın aksine insanların işsiz kalmayacağını, robotların rutin ve basit işleri devralarak, insanların daha yaratıcı, fark yaratan ve önemli işlerle ilgilenmelerini sağlayacağını söylüyor.

Robotlar ve insanlar arasında iş yaşamında geliştirilecek iş birliği, küresel ekonominin önemli ölçüde gelişim göstermesini sağlayacak. McKinsey Küresel Enstitüsü’nün bir raporuna göre, makine öğrenimi ve doğal kullanıcı ara yüzleri iş yapış şekillerini dönüşüme uğratacak, daha doğru analiz etmeye yardımcı olacak, insanların sorunları değerlendirme ve çözme hızını oldukça artıracak.

Rapora göre, iş yaşamındaki üretkenlik 2025’e kadar yüzde 40 ila 50 artabilir, bu da ekonomiye her yıl 1,7 trilyon ila 2,2 trilyon dolar kazanç sağlayabilir.

Toplum faydasına sunulan 19 iş kolu da şöyle listelenmiş:

1. Robot eczacı

Kaliforniya Üniversitesi’nde geliştirilen otomatikleştirilmiş hastane eczanesi, hastalara insan müdahalesi olmaksızın ilaç reçetelerini hazırlayabiliyor. Sistem 2011’den beri 350 bin adet ilacı hatasız olarak hastalara vermeyi başardı. Geliştirilecek benzeri sistemler, eczacıların eczanelerinde robot çalışan kullanmasını ve hasta danışmanlığına daha çok zaman ayırmalarını sağlayacak.

2. Robot yardımlı cerrahi

Cerrahi amaçlarla kullanılan robotlar, özellikle minimal kesiklerle yapılan operasyonlarda veya vücudun hassas bölgelerinde yapılan ameliyatlarda cerrahlara oldukça yardımcı oluyor. Mutlak kesinlik sağlayan ve insan elinin titremesi, yorulması gibi sorunları ortadan kaldıran robotlar ameliyatların başarı ile sonlanmasına önemli katkılar sağlıyor. Robotlar bir gün cerrahların yerini tamamen alır mı bilinmez ancak bugün onların yeteneklerini artırdığı kesin.

3. Robot öğretmen

Günümüzde sınıflardaki öğrenci sayısı onlarla ifade edilse de internet üzerinden yapılan açık derslerde öğrenci sayısı 100 bine kadar ulaşabiliyor. Sınavlarda çoktan seçmeli veya evet/hayır şeklindeki cevaplar otomatik olarak kontrol edilebiliyor; ancak klasik tarzdaki soruların cevabının değerlendirilmesi eğitimciler için büyük çaba ve zaman gerektiriyor. Doğal dil işleme tekniklerini kullanan otomatik sınav değerlendirme yazılımları çok sayıda uzun yazının otomatik analizini ve değerlendirmesini yapabiliyor. Xerox’un bu alanda geliştirdiği bulut tabanlı not değerlendirme yazılımı ofis cihazlarını, öğrencilerin test sınav kağıtlarını okuyup, değerlendiren bir cihaza dönüştürüyor. Xerox yazılımı otomatik olarak test sonuçlarını puanlandırıyor. Geliştirilen sistem aynı zamanda her öğrenci için hangi alanda daha çok yanlış yaptığını ve hangi alanda daha çok çalışması gerektiğini belirten raporlar da hazırlıyor. Öğretmenlerin iş yükünü oldukça hafifleten bu sistem şu an Amerika’da bazı okullarda kullanılıyor.

4. Robot otel

Japonya, sahip olduğu 250 bin endüstriyel robot ile dünyada otomasyonun öncülüğünü yapıyor. Bu sayının önümüzdeki 15 yıl içinde 1 milyona ulaşması bekleniyor. Japonya’da bulunan Henn-na Hotel, check-in kabul eden dinozor görünümlü robotları ve yüz tanıma özelliğine sahip anahtar sistemi ile tamamen otomatikleştirilmiş bir otel olarak hizmet veriyor. Henn-na Hotel’in sahibi şirket Huisten Bosch’un CEO’su Hideo Sadawe, otomatik otelleri ile ilgili “Çalışanlar, robotlar nedeniyle işlerini kaybetmiyor, robotlar sayesinde rutin işler yerine, müşterilere daha iyi hizmet verilmesini sağlayacak işlere odaklanabiliyorlar” diyor. Sadawe, robot otellerin 2025’e kadar tüm dünyaya yayılacağını düşünüyor.

5. Dijital hemşire

Xerox bilim insanları dijital hemşire teknolojileri ile hemşirelerin kendisinin değil yaptıkları hasta verilerini izleme işlerinin dijitalleşeceğini söylüyor. Sağlık süreçlerinde hastanın kayıtlarını izlemek ve değerlendirmek büyük bir iş yükü ve zaman gereksinimi yaratıyor. Ancak, hastayı anlık olarak izleyen, verilerini işleyen ve hemşireye değerlendirmede bulunan dijital asistanlar ile hemşirelerin hastalarına daha fazla vakit ayırması sağlanabilir.

6. Robotik süreç otomasyonu (RPA)

Tüm robotik teknolojiler mekanik bir robot içerisinde yer almıyor. Bazen otomasyon yazılımları da yüksek hacimli, kendini tekrarlayan işlerin yapılmasını; çalışanların daha önemli ve emek isteyen işlere yoğunlaşmasını sağlayabiliyor. Xerox, robotik süreç otomasyonu alanında dünyanın lider firması olarak biliniyor. Xerox’un RPA teknoloji çözümleri, dokümanları hızlıca analiz ediyor; çizelgeleri, e-postaları okuyor ve gerekli aksiyonları alabiliyor. Aynı zamanda, iş süreçlerini geliştiriyor, otomatikleştiriyor, maliyetleri düşürüyor ve daha iyi bir hizmet sunulmasını sağlıyor.

7. Sanal müşteri hizmetleri temsilcileri

Otomasyon ve yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, müşteri hizmetlerinde son birkaç yılda büyük ilerlemeler elde edilmesini sağladı. Xerox’un da Virtual Agent adıyla geliştirdiği sanal asistanlar, insan etkileşimleri ile öğrenebiliyor, rutin görevleri yerine getirirken, daha hızlı çözümler keşfedebiliyor. Özellikle çağrı merkezlerinde giderek artan oranlarda sanal müşteri temsilcileri gerçek müşterilerle iletişime geçiyor.

8. Pilotsuz uçaklar

Uzaktan kontrol edilebilen drone’lar mümkünken ticari uçaklar neden olmasın? Duke Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma, Boeing pilotlarının uçakları yalnızca 7 dakika kontrol ettiğini, Airbus pilotlarında ise bu sürenin 3,5 dakikadan daha az olduğunu ortaya koydu. Günümüzde pilotsuz havalanan, seyir eden ve iniş yapan uçak teknolojileri mümkün olsa da, yolcuların pilotsuz bir uçağa güvenebilmesi biraz zaman alacak gibi görünüyor.

9. Sürücüsüz otomobiller

Robotlar rutin, sürekli tekrarlanan işlerde oldukça iyiler. Aynı zamanda uykuları gelmiyor, korkmuyor ve yorulmuyorlar. Bu da onları otomobil sürüşü için ideal kılıyor. Sürücüsüz otomobil denince akla ilk güvenlik kaygıları ve Google araçlarının karıştığı küçük kazalar geliyor. Ancak bunların hepsi diğer sürücülerin hatalarından kaynaklandı. Sürücüsüz otomobillerin mükemmel olması değil; insanlardan daha iyi olması hedefleniyor. Yalnızca ABD’de her yıl 40 bin insan otomobil kazalarında hayatını kaybediyor. Sürücüsüz otomobiller ile bu sayıda önemli bir düşüş yaşanacağı tahmin ediliyor.

10. Makinistsiz trenler

İnsanlar, karada yaptıkları yolculuklarda otomatik araçlardan daha az korkuyor. Paris metrosunun 14. hattı tamamen otomatikleştirilmiş ve içinde hiçbir görevli bulunmuyor. Londra ve San Francisco’da da benzer sistemler bulunsa da insanların endişelenmemesi için araçların içinde insan görevliler bulunuyor. Mesaj oldukça açık: Otomasyon birçok işi yapabiliyor; ancak insanlar riskli işlerde insan kullanıcıları tercih ediyor.

11. Dijital garsonlar

Kahve firması Briggo, geliştirdiği ağa bağlı otomatik kahve kioskları ile müşterilerine mobil olarak kahve siparişi verme ve hazır olduğunda gönderdiği bildirim ile teslim alma imkânı sunuyor. Kahveler otomatik olarak kiosk içinde hazırlanıyor ve bu sürece hiçbir insan müdahalesi bulunmuyor. Benzer sistemleri özellikle paket servis hizmeti veren markalarda göreceğimiz günler çok uzak değil.

12. Otomatik pasaport kontrolü

Pasaport sırasındaki çoğu kişinin hiçbir adli suçu bulunmasa da, pasaport kontrol işlemleri çok uzun sürebiliyor. Ülkemizde de kullanılmaya başlanan e-pasaportlar ile artık otomatik pasaport kontrolü yapılabiliyor. Biyometrik verilerden faydalanan dijital sistemler yolcuları, insan görevlilere göre daha iyi bir şekilde inceleyebiliyor. Teknoloji, bizi güvenli kılıyor ve görevlilerin daha ciddi ve tehlike içerebilecek işlere zaman ayırmasına imkân veriyor.

13. Otomatik anında çeviri

Hızlı, otomatik çeviri birçok teknoloji çözümü ile hayatımıza girmiş durumda. Google, Yahoo ve Bing gibi tarayıcıların çeviri yazılımları, Skype’ın gerçek zamanlı video aramalarında kullandığı yazılım çözümü günlük hayatta en çok kullandığımız otomatik çeviri araçları arasında yer alıyor. Son olarak Xerox’un ConnectKey 2.0 yazılım platformuna sahip çok fonksiyonlu ofis makinelerinde sunduğu Kolay Tercüman Hizmeti de, cihaz üzerine yerleştirilen dokümanları tarıyor ve birkaç saniyede Türkçe dâhil 35’ten fazla dile otomatik çeviriyor.

14. Otomatik rapor yazımı

Otomatik yazım kulağa bilim kurgu gibi gelse de günümüzde bunu gerçekleştiren araçları görmeye başladık. Bu araçlardan biri olan Quill, doğal dil teknolojisini kullanarak alıcıya özel raporlar yazabiliyor. Yazılım, kendini tekrarlayan ve kurallı işlerde, önceden belirlenen formüller ile iyi sonuçlar ortaya koyuyor.

15. Hukuki işler için robot yazılımlar

Hukuki davaların ve süreçlerin uzun zaman almasının başlıca nedeni hukuki sorun olan konuların ve iddiaların kolayca araştırılamamasıdır. Hukuki dokümanları incelemek için geliştirilen robotik yazılımlar rutin araştırmaları hızlıca yapabilecek. İstenen belge ve sonuçlara kolayca ulaşarak hukuki davaların daha hızlı karar aşamasına gelmesini sağlayacak. Hukuki süreçleri takip edecek robotik yazılımlar, binlerce yasal kaydın taranması için harcanan insan gücü maliyetini de ortadan kaldıracak.

16. Amazon’un robot ordusu

Amazon, 15 bin robotu ile müşteri siparişlerini daha hızlı hazırlıyor. Robotlar sipariş süreçlerini 1,5 saatten 15 dakikanın altına indiriyor. 350 kiloya kadar kaldırabiliyor ve en yüksek raflara kolayca ulaşabiliyor. Amazon’un sipariş teslim eden drone’ları ise ürünleri 30 dakikadan daha kısa bir süre içinde müşteriye teslim edebiliyor. Bu otomasyon teknolojilerinin kullanılması Amazon’a müşteri memnuniyeti, zaman ve maliyet tasarrufu olarak dönüyor.

17. Robot güvenlik elemanı

Bomba imha eden robotlar 40 yılı aşkın bir süredir kullanımda. Robot ordular ise çok yakın bir gelecekte askeri kaynakların kullanımında olacak. Dolayısıyla özel robot güvenlik güçlerinin ortaya çıkması da an meselesi denebilir. Knightscope’un K5 robotu yaklaşık 125 kilo ağırlığında ve suçu öngörme, önleme yeteneğine sahip. K5 duyabiliyor, görebiliyor, koklayabiliyor ve kontrol merkezine 7/24 rapor gönderebiliyor. Sensörleri ile analiz ve termal görüntüleme yapan robot, bir dakikada 300 araba plakasını analiz edebiliyor. Tüm güvenlik süreçlerinin robotların kontrolünde olacağını söylemek şimdilik zor olsa da, birçok işlemde insanlardan daha iyi ve hızlı oldukları kesin.

18. Akıllı evler

Otomasyon bazen gereklilikten ziyade tercih olarak da hayatımızda yer alıyor. Örneğin evlerde oda sıcaklıklarının ayarlanması, yemeğin pişirilmesi, ışıkların yakılması ve kapının kitlenmesi gibi teknolojileri, Apple HomeKit gibi birtakım yazılım çözümleri ile bugün görmek mümkün. Nesnelerin İnterneti gibi konsept teknolojiler gelişmesini sürdürdükçe, yaşam alanlarımız da giderek daha “akıllı” olmaya devam edecek.

19. Robot barmen

Bazen otomasyon sadece eğlence amaçlı da hayatımızda yer bulabiliyor. Makr Shakr bar sistemi, 30’dan fazla alkol çeşidini karıştırarak, bir saat içinde 120 içki çeşidini müşterilerine sunabiliyor. Beraberinde kullanıma sunulan mobil uygulama ise kullanıcıya kendi kokteylini yapma ve sosyal ağlarda paylaşma imkânı tanıyor. Robot barmenler kokteyl yapımında başarılı olabilir ancak kırık kalplere tavsiye vermekte çok başarılı olamayacakları aşikâr.

Patent Tescil Yorum: Bilgisayarlar, Robotlar her alanda hızla yaygınlaşacak sadece bu mesleklerde değil var olan her meslekte vaz geçilmez olacaklar hatta insanlar çoğu meslekte figüran olarak bulunacaklar (Marka Vekili Murat Eltutan)

 

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 16 Dec 2016 11:47:38 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/bu-meslekler-robotlaşacak
Marsta su var http://eltutanpatent.com/haberler/marsta-su-var Mars’ta sıvı halde su bulundu fakat araştırma izni yok!

Elbette, hepimiz Mars yüzeyinde sıvı halde bulunan tuzlu su konusunda çok heyecanlıyız. Fakat bu küçük nehirleri araştırmak için bir robot ya da insan gönderme hayalimizi bulaşma (kontaminasyon) sorunu nedeniyle rafa kaldırmak zorunda kalabiliriz.

Mars’ın yüzey fotoğraflarında görülen sürekli ve eğimli koyu çizgiler yüzeydeki sıvı su varlığını kanıtlamışa benziyor. Bu tür bölgeler Uzay Araştırmaları Komisyonu (Committee on Space Research) tarafından 'Özel Bölgeler' olarak adlandırılıyor. Bu ise gezegen koruma kurallarına göre o 'Özel Bölgenin' Dünya kaynaklı mikroplardan korunması için yalnızca gerekli sterilizasyon koşullarını sağlayan bir uzay aracı tarafından incelenebileceği anlamına geliyor. Bu durum da tüm insanlı görevleri ve Curiosity gibi uzay araçlarını, nehirleri inceleme görevini yapmaktan men ediyor.

Lee Billings, Scientific American'da yayınlanan yazısında "Mars'ta yaşanabilir bölgeleri keşfetme meselesindeki problem, roketleri uçurmak, giderek küçülmekte olan bütçeler, politik çalkantılar ya da kararsız halk desteği değildir. Asıl sorun Dünya kaynaklı mikropların dayanıklılığı ve bir Marslının buna karşı olan potansiyel savunmasızlığıdır. Yani sorun hayatın kendisidir." ifadelerine yer veriyor.

ABD Ulusal Bilimler Akademisi ve Avrupa Bilim Vakfı (European Science Foundation - ESF) tarafından yakınlarda yapılan ortak bir açıklamada bu bölgeleri Dünya kaynaklı bulaşmalara karşı korumadaki çabaların yeterli olmadığı öne sürüldü. Yönetmeliğe göre böyle bir bölgeyi keşfetmekte kullanılacak uzay aracının olağan geliştirilme sürecinin yanı sıra yıllar ve milyonlarca dolar harcanarak titizlikle sterilizasyonu yapılmalıdır. Fakat yine de Mars'ı Dünya kaynaklı yaşamdan korumanın bir garantisi yok. Mars'ta yaşam arayışımızda Dünya'dan kaçak bir yolcuyla karşılaşmadığımıza nasıl emin olabiliriz?

Bu durum, tabii ki, bir insanın tam anlamıyla sterilize edilmesi mümkün olmadığından insanlı görevler için daha da büyük bir problem teşkil etmektedir. Billings yazısında "Eğer astronotlara yalnızca sınırlı bölgeler için Mars'ta yaşam arama izni verilirse NASA veya bir başka kurum görev için harcanacak milyarlarca doları haklı gösterebilecek mi?" sorusunu da yöneltiyor.

Bulaşma konusundaki kuralların çok sıkı olabileceğini söyleyenler de var fakat şu an için kural kuraldır. Yani henüz Mars'ta suyun keşfini müjdelemek için erken. Yanlışlıkla bir mikrop havuzuna girmenin dışında bu keşif sadece ziyaret edebileceğimiz elverişli yerlerin sayısını azaltmaktan başka bir işe yaramamış gibi görünüyor.

Patent Tescil Yorum: Su ve oksijenin sadece Dünya da olmadığı başka gezegenlerde de bol miktarda bulunduğu artık bilimsel bir gerçek,

Bilimadamları, Mars’a Dünya’dan organizma bulaşmaması için çaba harcaması çok güzel ve doğru ama asıl sorun Mars’tan Dünya’ya organizma bulaşması! Patent Vekili Murat Eltutan

 

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 16 Dec 2016 11:46:40 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/marsta-su-var
3d yazıcıdan kulak http://eltutanpatent.com/haberler/3d-yazıcıdan-kulak 3D yazıcısında kulak kepçesi üretildi

Amerikalı bilim insanları yeni bir biyolojik 3D yazıcısı geliştirdi. Böylece her hastaya uygun kemik, kıkırdak ve diğer dokular da üretilebilecek. Şimdiye dek üretilenler arasında çene kemiği ve kulak kepçesi var. Bu organların işlevsel doku biçimleri farelere aktarıldıktan sonra gelişmiş. Araştırmayı yöneten Anthony Atala’ya göre yeni yazıcı yedek dokular için önemli bir gelişme.

Yazıcı her biçimde kalıcı insan dokusu üretebiliyor. Geliştirildiği taktirde insana nakledilebilecek canlı doku ve organ yapıları da üretebilecek diyor Wake Forest Rejeneratif Tıp Enstitüsü müdürü. Amerikan ordusunun birkaç kuruluşu tarafından desteklenen “Entegre Doku ve Organ Baskı Sistemi” (ITOP) diğerlerine göre bazı avantajlara sahip.

Araştırmacılar ayrıca bu yapıya, hücrelere besleyici madde ve oksijen sağlayan mikrokanallar da eklemişler. Araştırmacıların belirttikleri gibi ITOP kişiye özel çözümler üretebilecek yetide. Bunun için gerekli veriler hastaların 3D görüntülerinden (manyetik rezonans ve bilgisayarlı tomografi) alınıyor ve bunlar bir bilgisayarda modele çevrildikten sonra basılıyor. Bilim insanları ITOP’un karmaşık 3D yapıları geliştirebileceğini kanıtlamak için yapay kulak kepçesini farenin deri altına yerleştirmişler. İki ay sonra bile iyi durumda olan kulak kepçesinde kıkırdak dokusu ve kan damarları gelişmiş. Araştırmacılar aynı başarıyı çene kemiğinde ve kas dokusunda da elde etmişler.

 

Patent Tescil Yorum: Nano teknoloji, mikro robotlar, 3d teknolojisi bilim ve teknolojide çığır açacak buluşlardır, eğitimimiz mutlaka bu alana yoğunlaşmalı ( Patent Tescil Vekil Murat Eltutan)

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 16 Dec 2016 11:46:02 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/3d-yazıcıdan-kulak
Deniz 2 kat yükselecek http://eltutanpatent.com/haberler/deniz-2-kat-yukselecek Deniz seviyesi sanılandan iki kat daha fazla yükselecek

Bilim insanları uzun bir süre önce iklim değişimi yüzünden küresel deniz seviyesinin yükseleceğini öncelemişlerdi. Ve haksız da çıkmadılar. Deniz seviyesi günümüzde 3000 yıldan bu yana hiç olmadığı kadar hızlı yükseliyor.

ABD kıyılarındaki bazı bölgeler ve adalar şimdiden su altında kalmaya başladılar bile. Gelgitler değişti ve Batı Antarktikteki buzların erime süreci de artık geri dönüşemez olarak kabul ediliyor. Ve bir kötü haber daha: Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nden David Pollard ve ekibi, deniz seviyesinin Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli‘nin (IPPC) son iklim raporunda açıkladığından iki kat daha fazla yükselebileceğini hesapladı.

Isınma aynı şekilde devam ettiği taktirde sadece Antarktik 2100 yılına dek bir metrelik ve 2500’e kadarsa en az 13 metrelik bir yükselmeye neden olacak. Deniz seviyesine yakın bölgelerde bulunan kentler için bu bir felaket demek. Ayrıca tüm emisyonlar durdurulsa dahi seviye kolay kolay düşmeyecektir.

Çünkü okyanuslar sıcaklıkları birkaç bin yıl süreyle depoluyorlar diyor araştırmacılar. Deniz seviyesinin hızlı yükselmesinden Antarktikteki buz sorumlu tutuluyor. Çünkü gelecekte sıcaklığa, tahmin edilenden çok daha duyarlı bir şekilde reaksiyon gösterebileceği sanılıyor.

Bunun sebebi de şimdiye kadarki iklim modelleriyle dikkate alınmayan iki süreç. Buzların erimesiyle ilgili fiziksel modellere dahil edildiklerinde, geçmişteki sıcak dönemlerdeki seviyeler de daha iyi hesaplanabiliyor. Jeolojik veriler yaklaşık olarak üç milyon yıl önceki Pliosen devrinde deniz seviyesinin 20 metre kadar yükseldiğini açıklıyor. Ama halihazırdaki iklim modelleriyle bunu görmek imkansızdı.

Şimdiye dek dikkate alınmayan buzul mekanizmalarıyla, uzmanlar jeolojik verilerle örtüşen sonuçlara ulaştılar ki bu da gelecekle ilgili tahminlerinin de doğru olabileceğinin bir kanıtı olabilir. İhmal edilen ilk mekanizma buzul dilleri üzerindeki ısınmış hava ve yağmurdu. Şelf buzunun düz yüzeyinde toplanan erime suyu, buzun havadaki sıcaklığa karşı bugüne dek tahmin edilenden daha duyarlı tepki vermesine neden oluyor.

Üstten erime 2002 yılında Larsen B şelf buzunun da kırılmasını tetiklemişti diyor araştırmacılar. Önümüzdeki yüz yıl içinde üstten erimeye bağlı kayıpların, deniz suyunun ısınması nedeniyle alttan erimeye bağlı kayıpları aşacağı düşünülmekte. İkinci süreç ise altlarında hala buzun bulunduğu, şelf buzu tabanlarının çekilmesiyle işlemeye başlıyor. Antarktikteki kıyı alanlarındaki alt tabaka içe doğru aktığı için üzerindeki buzul da içe doğru kalınlaşmakta ki sorun tam da burada yatıyor:

Tabandaki buzun 800 m ve daha kalın olduğu yerlerde 90 metreyi aşkın buz kenarları oluşabilir ve büyük baskılar yüzünden çökebilir. Ve bu çökme de erimeyi önemli ölçüde hızlandırır. Bu tür yüksek buz kenarları daha şimdiden Antarktika yarımadasındaki Crane buzulunda ve Grönland’daki Helheim ve Jacobshaven buzullarında görülmekte diyor uzmanlar.

Patent Tescil: son 200 yıldır doğaya zarar veren endüstriyle çok büyük ilim ve bilimsel ilerleme sağlandı fakat doğa bu işten çok zarar gördü ve maalesef insanlıkta zarar görmek üzere. Yakaladığımız teknolojik ilerlemeyle artık daha çevreci ve akılcı sanayi oluşturmalı, doğaya zarar vermeyi bırakmalıyız hatta yapabiliyorsak doğayı destekleyici tedavi edici teknolojiler üretmeliyiz. ( Marka patent vekili Murat Eltutan)

 

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 16 Dec 2016 11:45:11 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/deniz-2-kat-yukselecek
Tatlı Sorgum http://eltutanpatent.com/haberler/tatlı-sorgum Tatlı sorgum

Mucize bitki Türkiye'de tuttu

Akaryakıt ve yem sektörü için "mucize bitki" olarak görülen tatlı sorgum, deneme amaçlı ekildiği bölgelere uyum sağladı. Proje sorumlusu HRÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öktem, "Bir dekar alandan 300-500 litre etanol elde etmek 300-500 litre benzin elde etmek gibi bir şey. Dolayısıyla bu bitkinin geleceğini parlak görüyorum" dedi.

Harran Üniversitesi (HRÜ), Çukurova Üniversitesi, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve GAP Tarımsal Araştırma Enstitülerinin, bitkilerden yakıt elde edilmesi amacıyla, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun desteğiyle yürüttüğü, "Farklı Tatlı Sorgum Genotiplerinin Çukurova ve GAP Bölgelerinde Biyo-Etanol Üretim Potansiyellerinin Saptanması" projesi meyve vermeye başladı.

Harran Ovası ve Çukurova'da ekilen bitkinin adaptasyonu, yetişme şartları ve kalitesi gibi çeşitli parametrelerin kayıt altına alındığı çalışmada, bitkinin bu bölgelere iyi uyum sağladığı, veriminin yüksek olduğu ve ilerde Türkiye'nin biyoyakıt ihtiyacının karşılanmasında kullanılabileceği belirlendi.

Proje sorumlusu HRÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Abdullah Öktem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bitkilerden biyoyakıt elde etmek amacıyla tatlı sorgum bitkisi üzerinde çalışma başlattıklarını söyledi.

Dünyanın birçok yerinden getirdikleri tatlı sorgum çeşitlerinin GAP bölgesi ve Çukurova'ya adaptasyonunu incelediklerini ve yaptıkları denemelerde bölgelere en uygun çeşidi tespit etmeye çalıştıklarını anlatan Öktem, şöyle devam etti:

"Bitkinin kamışa benzeyen sap kısmından öz su, öz suyu çeşitli işlemlerden geçirerek etanol, etanolden de biyobenzin elde ediyoruz. Kaba bir hesap yapıldığında; bir hektar alandan 300 ile 500 litre arasında etanol sağlıyoruz. Etanol da bir nevi alkoldür ve yanıcı özelliğe sahiptir. Çevreyi kirletmeyen, oktan sayısı yüksek bir yakıt türü. Direk benzin olarak kullanılabilir, ancak bütün dünyada saf olarak kullanılmıyor. Benzin içine yüzde 5-10 oranında katılarak kullanılıyor. Bu şekilde kullanılan benzine de biyobenzin ismi veriliyor. Bir dönüm alandan 500 litre etanol elde edip yüzde 10 oranında benzine kattığımızda bir dekar alandan 5 ton biyobenzin elde edilmiş oluyor."

Özellikle GAP ve Çukurova bölgesinde bu bitkinin yaygınlaşacağına inandığını aktaran Öktem, "Gerçekten getirisi fazla bir bitki olarak karşımıza çıkıyor. Bir dekar alandan 300-500 litre etanol elde etmek 300-500 litre benzin elde etmek gibi bir şey. Bu bitkinin geleceğini parlak görüyorum" ifadesini kullandı.

Patent Tescil: Üniversitelerimizin her alanda bilimsel araştırma yapması şart! Bilim ve teknoloji küçük adımlarla ama hızla gelişmekte, diğer toplumların gerisinde kalırsak makas çok açılır ve bir daha yakalayamayız. ( Marka patent vekili Avukat Murat Eltutan)

 

 

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 16 Dec 2016 11:44:24 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/tatlı-sorgum
Hüseyin Özer Başarısı http://eltutanpatent.com/haberler/huseyin-ozer-başarısı Tuvalette yatıp kalkıyordu şimdi Ferrari'si var

İzmir İş Kadınları Derneği’nin (İZİKAD) düzenlediği yemekli toplantıya konuk olan, Londra’daki Sofra restoranlarının sahibi Hüseyin Özer, hayat hikayesini anlattı. Sıfırdan zirveye çıkıp Londra’da restoranlar zinciri kuran, şimdilerde ata binen, golf oynayan, Ferrarisi olan, lüks bir semtte yaşayan 63 yaşındaki Hüseyin Özer’in hikayesi büyük ilgi çekti.

Swissotel Büyük Efes’te düzenlenen yemeğin açılış konuşmasını yapan İZİKAD Başkanı Huriye Serter’in ardından sahneye davet edilen Hüseyin Özer, dünyaya geldiği Tokat’ın Reşadiye İlçesi’ne bağlı bir köyde doğumundan Erbaa İlçesi’ne, Ankara’ya, askerliğin ardından İstanbul’a ve Londra’ya ulaşmasına, restoranlar zinciri sahibi olmasına kadar yaşamından kesitler aktardı.

ÇOCUKKEN ANKARA’DA TUVALETTE YATIP KALKTIM

Baba ve annesinin ayrılmasının ardından istenmeyen çocuk olarak birkaç hayvanla birlikte bir ağanın yanına verildiğini belirten Özer şunları anlattı:

"Keçi güderken çoban Celal emmiden okuma yazmayı öğrendim. Değnekle kara, toza, taşlarla taşa, kayaya yazı yazmaya başladım. Evlatlıktan reddeden babamı vurmak için kullanacağım silahı alabilecek parayı kazanmak üzere, annem bilet alarak Ankara’ya gönderdi. 11 yaşındaydım, çocuğum diye kimse işe almadı. Ulus’ta çakmaktaşı, benzin satıyor günde 75 kuruş kazanıyor, Sıhhiye’de bir tuvalette yatıp kalkıyordum. O tuvalet benim için çok güzeldi, çünkü yatacak yerimdi. Minnettarım ben o tuvalete. Kazandığım parayla günde köfte ekmek alamıyordum. Günde 75 kuruşa bir ciğerciyle anlaştım. Günde bir öğün ciğer yiyordum."

SONRA İSTANBUL, ARDINDAN LONDRA

İstanbul’a geldiğinde meyahedeki komilikten kazandığı parayla köşeyi döndüğünü zannederek ev tutmaya gittiği kadının, ancak kömürlük kiralayabileceğini söylediğini dile getiren, kömürlüğü tutarak yaşadığını ve hayatının kararlarını orada verdiğini anlatan Hüseyin Özer şöyle devam etti:

"İngilizce öğrenmeye de orada karar verdim. Emekli bir Albaydan haftada iki gün ders aldım. Askerliğimin ardından talebeler arasına karışıp, aldığım bir biletle Londra’ya geldim ve bir kebabçıda iş buldum. Bodrum katta yatıyordum. Kebabçı haftada bir gün kapalıydı. Alafranga tuvalette nasıl yıkanılırsa öyle yıkandım. 4 sene sonra ilk lokantamı ortak açtım. Sonra ayrıldığım bir lokantayı satın aldım. Sonrası devam etti ama bu kez haraç mafyası çökmeye çalıştı. Beni korkutamayınca elemanlarla oynamaya başladılar. Uzun süre sıkıntı yaşadım. Üretkenlik, en büyük mutluluk kaynağım. Okumayı, örneğin sizinle arkadaş olmayı, dünyayı, insanları seviyorum."

KURDUĞU VAKIFLA ÇOCUKLARI OKUTUYOR

Daha küçük yaşta aldığı arsayı satarak çocuk okutmak üzere vakıf kuran, hala çocuk okutan Hüseyin Özer’in akıl almaz öyküsü İZİKAD üyeleri tarafından uzun süre coşkuyla alkışlandı.

Patent Tescil: Hüseyin Bey’in hayatı gerçekten film gibi, sonunun başarılı olması çok güzel, umarım daha güzel, başarılı ve mutlu bir hayat sürer.

Emeğiyle, azmiyle başarı sağlayan kişilerin toplumca daha bilinir olması gerekir, toplumun rol model ve umuda ihtiyacı her zamankinden daha fazla ( Avukat Murat Eltutan)

 

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 16 Dec 2016 11:43:34 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/huseyin-ozer-başarısı
Finlandiya eğitim sistemi http://eltutanpatent.com/haberler/finlandiya-eğitim-sistemi En Başarılı Eğitim Sistemi Neden Finlandiya’da?

Eğitim sistemlerini araştırırken Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programının (PISA) sonuçları dikkatimi çekmişti. Testte, öğrencilerin, matematik, fen bilimleri ve okumayla ilgili sahip oldukları bilgi ve becerilerin ne kadarını hayata geçirebildikleri, sorunlarla karşılaştıklarında ne kadarını uygulayabildikleri ölçülüyor. 2000 yılından beri uygulanan bu testin sonuçlarında en başarılı ülke hep Finlandiya çıkıyor. Türkiye ne yazık ki Meksika’dan sonra sıralamada sondan ikinci sırada.

Finlandiya eğitim sisteminde sınav stresi yok, mukayese yok; dershaneler, özel hocalar yok. Eğitim saatleri çok kısa (ortalama günde dört saat) olmasına rağmen bütün öğrenciler eşit düzeyde başarılı.

Finlandiya’nın PISA’daki Başarısının Nedenleri:

Okullarda okutulacak kitaplara öğretmenler kendileri karar veriyor.

Zorunlu temel eğitim boyunca, değerlendirme adına herhangi bir ulusal sınav veya yılsonu sınavı yok; öğrenciler, öğretmenin hazırladığı sorularla değerlendiriliyor. Bu yüzden öğretimin odağında öğrencileri testlere hazırlamaktan ziyade tamamen öğrenme var.

okullar ev ortamı gibi rahat dekore edilmiş olmasıydı.

Müfredatları “yaparak öğrenme” prensibine göre düzenlenmiş.

Çocuklar sınıf içinde dolaşarak, arkadaşlarından, öğretmen ve ders malzemelerinden bilgiler toplayabiliyor ara sıra da kanepeler üzerinde dinlenebiliyorlar.

Öğretmenlerine isimleriyle hitap ediyorlar ve öğle yemeklerini birlikte yiyorlar.

Öğrenciler rahat ortamda öğrenmenin keyfini yaşıyorlar.

Okul kantininde sadece süt, su ve meyve bulunuyor (reklamların etkisinde kalınmadan beslenme alışkanlıklarına dikkat ediliyor).

Her çocuğa kendi öğrenme yöntemine göre ödev veriliyor.

NLP teknikleri öğretmenler tarafından derslerde uygulanmakta. Bazı dersleri farklı yaş grubundaki öğrenciler bir arada işliyor; böylece uyumu öğreniyorlar. Okuldaki bitkilerin bakımı, kütüphanedeki işler, atık kâğıtların toplanması, bahçe ve akvaryum işleri, mutfak yardımı gibi gündelik işleri öğrenciler sırayla yapıyorlar. Böylece yeterlilikleri geliştiği gibi okullarını da benimsiyorlar.

Çocuklar okullarını ikinci evleri gibi görüyor, öğretmenlerini de anne/baba gibi seviyorlar.

Finlandiya’da öğretmen olmak çok kolay değil. Liseden mezun olup öğretmen olmaya karar veren bir öğrenci üç aşamalı kabul testinde başarılı olmak zorunda.

Birinci aşamada, kitap sınavıyla, bilgiyi araştırma, sentez yapabilme, eleştirel açıdan bilgiyi yorumlama, analiz etme yeteneği test ediliyor.

İkinci aşamada, mülakat aşamasında, kişilik ve karakter yapısı bakımından öğretmenlik mesleğine uygun olup olmadığı analiz ediliyor.

Son aşamada ise adaylardan örnek bir ders anlatması veya grup tartışmasını yönetmesi istenerek sosyal yönü, konuşma, sunum ve yönetim yetenekleri ölçülüyor. Bu aşamaların sonunda öğretmenlik için müracaat edenlerin ancak yüzde onu öğretmen yetiştirme programına kabul ediliyor.

Öğretmenlik lisans programı boyunca, öğrencilerin her yıl birer ay uygulama okullarında ders anlatarak staj yapma zorunlulukları var. Stajları hem üniversitedeki öğretmenleri, hem de öğrenciler tarafından değerlendirmeye tabi. Staj değerlendirmesi mezuniyet yeterliliğinde çok önemli. Türkiye’de öğretmenlik stajı sadece son yıl yapılabilir, o da ne yazık ki KPSS sınavının hazırlıkları nedeniyle hedeflere ulaşamaz.

Finlandiya’da öğretmen olabilmek için sadece lisans öğrenimi de yeterli değil. Öğretmen adayının seçeceği konuya göre tezli yüksek lisans derecesine sahip olması da zorunlu.

Böylelikle Finli öğretmenlerin araştırma tabanlı bir eğitimle, sorgulayıcı bir bakış açısına sahip olmaları sağlanıyor.

Finlandiya’da motivasyonu yüksek öğrenciler en yüksek maaşı almayacaklarını bildikleri halde, gene de öğretmenlik mesleğini saygınlığı ve kutsallığı nedeniyle tercih ediyorlar.

finlandiya’da “yaşam boyu öğrenme” eğitimin en önemli ilkesi.

Patent Tescil Yorum: Bilim, teknoloji ve sanatta ilerlemek için eğitim şart! Maalesef ülke olarak çağdaş ve ilmi bir eğitim sistemimiz olmadığı gibi adeta eğitimi engellemek için her çabayı harcıyoruz.

Örneğin: Özel okul, özel dershane, kurslarda KDV niçin %18 alınmakta? Bunun mantıklı bir açıklaması var mı?

Vatandaş kültürünü eğitimini geliştirmek için yemiyor içmiyor para harcıyor sen devlet olarak bu vatandaşı destekleyeceğine; adeta “ ey enayi vatandaş, spor araba, arsa almak varken bu parayı eğitime veriyorsun madem bana da %18 ver” demek!

Haliyle bu sistemle eğitim seviyemizi yükseltmemiz imkansız olur. Bu kadar basit bir düzenlemenin yapılmamasının sebebi ne olabilir ? acaba birileri bizim eğitimli olmamızı istemiyor mu?

 

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 16 Dec 2016 11:42:35 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/finlandiya-eğitim-sistemi
Yaşamı Yok Ediyoruz http://eltutanpatent.com/haberler/yaşamı-yok-ediyoruz Omurgalı Nüfusunun Yarısı Yok Oldu

İnsanların yiyecek ve enerji ihtiyacıyla doğal yaşam alanlarına müdahale ettiği yabani hayvanlar tarihin en büyük nüfus azalması ile karşı karşıya.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) yayınladığı yeni verilere göre, 1970 ile 2012 yılları arasında memeliler, kuşlar, sürüngenler, balıklar ve yüzergezerler olarak çeşitlenen omurgalıların nüfusunda yüzde 58 azalma yaşandı.

Göllerde, nehirlerde ve tatlı sularda yaşayan hayvanlar yüzde 81 ile en dramatik nüfus azalmasına maruz kalanlar oldu. WWF, acil müdahale edilmediği takdirde 2020 yılına kadar küresel yabani yaşam nüfusunun üçte birinin yok olacağını öngörüyor.

WWF Başkanı Carter Roberts, yayınladıkları raporun bir uyanış çağrısı olduğunu ve harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor:

“Bu sorunu biz -insanlar- yarattık. İyi haber ise bunu çözebiliriz. Bunu başarmak için yiyeceğe, enerjiye, ulaşıma ve hayatlarımızı nasıl yaşadığımıza dair yaklaşımlarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Bu gezegen hepimizin ve hayatta kalmak için ona ihtiyacımız var. Onu korumaktan hepimizin sorumluyuz.”

Vahşi yaşamın karşılaştığı en büyük tehditler doğal yaşam alanlarının tahribi ve yok olmasıyken, her ikisi de insanların sürekli artan yiyecek ve enerji talebi sebebiyle ortaya çıkıyor. Rapora göre, doğal yaşam alanlarının tahrip ve yok edilmesinde başı yiyecek üretimi çekiyor. Tarım alanları Dünya’nın toplam arsa alanının üçte birini işgal ediyor ve temiz su kullanımının yüzde 70’ini gerçekleştiriyor.

Rapor, artan baskının yalnızca vahşi hayvanları değil, insanların yaşamak için ihtiyaç duydukları doğal kaynakları da tehdit ettiğine işaret ediyor.

Ortaya konan sonuçlar, biz insanların üretim ve tüketim şekillerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini kanıtlarken, bunun yanı sıra başarı ölçütlerimiz ve doğaya verdiğimiz değer üzerine de düşünmemiz gerekiyor. Bu noktada devletler ve firmaların yanı sıra bireylere de büyük iş düşüyor.

Rapor, küresel ısınma ve sürdürülebilir kalkınma konularında gerçekleştirilen küresel tartışma ve anlaşmaların yarattığı pozitif ivmeyi de es geçmiyor. Rapor, yoksulluğu bitirmek isteyen Birleşmiş Milletler’in açıkladığı ‘2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni ekonomik ve sosyal faydaların yanı sıra doğayı da dikkate alan bir rehber olarak onaylıyor.

“Sağlıklı bir doğaya sahip olursak yoksulluğu yenebiliriz, daha sağlıklı olabilir ve daha bolluk içinde bir gelecek inşa edebiliriz.” diyen WWF Genel Müdürü Marco Lambertini, gelecek nesiller için dayanıklı bir gezegen yaratmak için neler yapmamız gerektiğini bildiğimizi, şimdi bu bilgiye göre harekete geçmemiz gerektiğini belirtiyor.

 

Patent Tescil Yorum: İnsanoğlu yok ede ede en sonunda kendini yok edecek. Bu kötü gidişata dur demenin çok tan zamanı geldi, biz kendimiz durmazsak doğa bizi mutlaka durduracaktır.

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 25 Nov 2016 14:31:50 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/yaşamı-yok-ediyoruz
Plastik Robot http://eltutanpatent.com/haberler/plastik-robot Tümüyle Yumuşak Devrelerden Otonom Robot Üretildi

Harvard Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı tümüyle yumuşak materyallerden üretilmiş, kendi kendine hareket edebilen, hareket etmek için kimyasal reaksiyonlar kullanan bir robot ahtapot üretmeyi başardı.

Yapay zekanın ve robotların her geçen gün hayatımızın daha da büyük bir parçası haline geldiği günümüzde, odaklanılan konuların başında insan ve robot arasındaki etkileşimi doğallaştırmak var. Zira bugün robot dendiğinde halen aklımıza soğuk metal parçalardan üretilmiş, hidrolik ya da elektrik gücüne dayalı parçalarla hareket eden makineler geliyor. Bilim insanları bu durumu değiştirmek için onları biraz daha ‘yumuşatmak’ adına çaba harcıyor ve bu konuda önemli aşamaların kat edildiğini söylemek artık mümkün.

Harvard Üniversitesi’nde hayata geçirilen ‘Octobot’ isimli proje bu konuda gelinen aşamayı gösteren önemli bir çalışma. Gövdesi ve birçok parçası 3 boyutlu yazıcı kullanılarak üretilen robot, ayrıca yumuşak litografi ve kalıp aşamalarında da üretilen parçalara sahip. Bilim insanları tüm parçaların yumuşak ve esnek olabilmesini sağlamak için elektronik ve mekanik parçaların sayısını mümkün olduğunca az tutmaya özen göstermiş. Bu sebeple robotun içindeki yumuşak bir depoya hidrojen peroksit doldurulmuş. Sıvı haldeki hidrojen peroksit, titanyum ile karşılaştığında tepkimeye giriyor ve ortaya bir tür gaz çıkıyor. Bu gaz da ahtapotun uzantılarına iletiliyor ve uzuvların hareket etmesi sağlanıyor.

Patent Tescil: Yabancı Üniversitelerin Teknoloji Ar Ge merkezleri son derece güzel çalışıyor darısı bizim üniversitelerin başına, bizde başarmak durumundayız.

 

]]>
[email protected] (Murat) Fri, 25 Nov 2016 14:31:08 GMT http://eltutanpatent.com/haberler/plastik-robot



Patent Canlı Destek









Eltutan Patentle “ Markanız Kontrol Altında ”